I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

evet ilk gece, çünkü pazar günkü barbarlar featuring craig harris konserini saymıyorum. fazla klasik, fazla notacıydı. yarım saat içinde kaçırdı bizleri.

dün akşam ise gerçek bir başlangıç yaptık akbank caz festivali’ne. nils petter molvaer iki saatlik performansıyla belimizde ciddi bir ağrıya sebep olduysa da (evet, babylon konserleri öncesi beli kuvvetlendirici, uzun süre ayakta dikilmeyi sağlayacak egzersizler yapmakta fayda var), unutulmazlığını garantiledi. müzik görsellikle bütünleşince başka dünyaların kapısı aralanıyor sadece iki saatliğine de olsa. nils petter molvaer’in trompetinden çıkan melodileri kimi zaman fazla oryantal bulduğumu düşünürken öğrendim ki iskandinavya halk müziğini cazla birleştirmeye çalışıyormuş. neyse ki davulcu ve gitarist benim hoşlanmadığım folklorikliği bastıracak, kulağımı bir an olsun trompetten alacak ve onlara verecek kadar iyiydiler.

eylül-ekim 2010 yılının en sevdiğim ayları olacaklar bu gidişle. bu akşam miroslav vitous’u izlemek için crr’de olacağız. belimizi, sırtımızı biraz dinlendirmekte fayda var…

aakash odedra amsterdam arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Azerbaycan Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kitap kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir